| Makale İçeriği |
|---|
| Gelenekler - Görenekler |
| Sayfa 2 |
| Sayfa 3 |
| Tüm Sayfalar |

KALANDAR GECESİ:
Yöremizde yılın ilk ayı kalandar adıyla anılır. Bu ayın ilk gecesinde değişik eğlenceler yapılır. Rumi takvim, Milat takvimini 13 gün arkadan izlediği için 12 Ocak gününü 13 Ocak gününe bağlayan geceye kalandar gecesi denilir. Kalandar gecesi Tüm evlerde lahana sarması, mısır ve patates haşlaması, kabak dilimi, fındık, ceviz, elma, armut, ayva gibi özel yemekler, yemişler ve çerezler hazırlanır. Aile bireyleri bu yiyeceklerle hazırlanan kalandar sofrası başında oturarak kendi aralarında bir şölen havası yaşarlar. Çanta atmak Kalandar gecesinin en yaygın eğlencesidir.
Çanta atmak, genç erkeklerin işidir. Zaman zaman genç kızların da erkek giysileri giyerek çanta atmaya çıktıkları görülür. Atılacak çantanın açık ucuna önceden uzunca bir ip bağlanır. Bu ip çantanın uzak bir yere atılıp geri çekilmesini sağlar. çantanın içine çeşitli yemişler ve atılacağı eve göre özel armağanlar konulur. çanta atma sırasında tanınmamak için değişik kıyafetlere girilir. Karanlık basar basmaz kimseye görünmeden belirlenen evlerin kapılan çalınır. Çanta atanın kim olduğunu öğrenmek için evden gelen seslenişlere ses değişikliği yapılarak yanıt verilir:
Ne olursa alırız
İste gelduk kapiniza
Selam verduk yapinıza
Selamumi almasanız
Daha gelmem kapiniza
Kapı aralanır aralanmaz önceden hazırlanan çanta hızla içeri fırlatılır .Buna çanta atma denir. Evdekiler, çantanın içindeki çerezleri alarak yerine daha değişik yiyecekler koyarlarlar. Kapıda bekleyenler, çantanın ipini çekerek oradan uzaklaşırlar.
Çanta atma sırasında ilginç olaylarla da karşılaşılır. Müziplikten hoşlanan kimi kişiler, evlerine atılan çantalara yemiş yerine kedi yavrusu, kirpi, fare, sümüklü böcek, kafatası gibi şeyler ya da acı bibere, tuza bulanmış yiyecekler koyarak çanta atanlara eğlenceli oyunlar oynarlar.
Çanta atma geleneği, nişanlılar arasında armağan alışverişini de sağlar. Nişanlı delikanlılar, nişanlısının evine attıkları çantalara aynca özel armağanlar koyarlar. Atılan çanta, nişanlı kızın armağanlarıyla doldurularak geri verilir. Kalandar günü ve gecesiyle ilgili başka gelenekler, görenekler ve inanışlar oldukça çoktur: bunlar;
-Gelinlik kızı olan evlere atılan çantalara kimi annelerin önceden hazırladıklan tuzlu çörekler koyduğu söylenir. Çöreği yiyen delikanlıların o gece evin kızını düşlerinde göreceklerine ve ona tutulacaklarına inanılır.
-Kalandar ayının ilk günü eve ilk girenin, uğurluluğu bilinen birisi olması ve evin büyüğünden izin alarak içeri girmesi gerekir. Bunu düşünmeden eve girenler ya kapıdan geri çevrilir ya da uğursuzluğunu gidermek için ayaklanna kül ekilir.
-Kalandar sabahı kimseye sezdirmeden denize ve sığırlara bakılırsa deniz şans, sığır uğur getirir .
-Kalandar sabahı birine para verenin o yıl evine bereketsizlik girer, birinden para almak bolluk getirir.
-Kalandar ayının ilk suyu, o evde uğurluluğu bilinen birine taşıtılır.
-Kalandar ayının ilk 12 gününde havaların durumu günü gününe izlenir. Her günün hava durumu sıra ile o yılın aylarına karşılık tutulur. Belirli ayların yerini tutan günlerde hava durumu nasılsa o günün karşılığı olan ayda da havaların öyle geçeceğine inanılır.
-Kalandar günü eve ilk giren kimse geveze ise o evin tavukları çok yumurtlar.
HIDIRELLEZ EĞRİSİ:
Her yıl mayıS ayının 6. günü yapılan Hıdırellez şenlikleri, yöremizde de bir bahar bayramı gibi yaşanır. O gün hava elverişliyse kırlarda ya da deniz kıyılannda günboyu eğlenilir. Hıdırellez günü kadın-erkek dernek yerlerine çıkarlar .Oralarda küçük çapta bir dernek düzeni kurarak eğlenirler. Hıdırellez, bir eğlence günü olmanın yanısıra pek çok inanışın da kaynağıdır. Bunlar;
-Hıdırellez günü hemen hemen herkes bir hıdırellez eğrisi korkusu yaşar. İnanışa göre o gün eğici, bükücü, kesici işler yapılırsa doğacak çocuklar, buzağılar, kuzular, oğlaklar da eğri büğrü doğarlar. Sakat doğumlar, Hıdırel1ez günü yapılan eğici, bükücü işlere bağlanır. Bunun için sandık, dolap, kapı açıp kapamak, çamaşır yıkamak, yufka açmak, demir tutmak, balık ayıklamak gibi işler çok sakıncalı sayılır .Özellikle gebe kadınlar bu tür uğraşlardan uzak dururlar.
-Hıdırellez eğrisinden sakınmak için o sabah evin bahçesine bir ocak kabak dikilir. Buna Hıdirlez kabağı denir. Kabağın tohumunu toprağa gömerken ''Bütün eğriler bu kabağın başına'' sözü üç kez yinelenir. Bu kabağın Hıdırellez günü yapılan tüm eğrilikleri kendinde toplayacağına inanılır. Nitekim Hıdırellez sabahı dikilen kabağın gerçekten eğri büğrü olduğu söylenir.
-Hıdırellez günü erken kalkıp yokuş çıkanlann ömrü uzar.
-Hıdırellez günü suya tuz atılırsa tüm eğrilikler tuz gibi erir.
-Hıdırellezde denize mektup atılırsa o mektup Allah'a gider. Allah günahları bağışlar, dilekleri gerçekleştirir, dertleri dindirir.
-Evi olmayanlar Hıdırellez sabahı erkenden kalkarak bahçelerinde küçük bir ev modeli yaparlar. Böylece gelecekte istedikleri gibi bir eve kavuşacaklanna inanırlar.
ALATURBİ:
6 Temmuz günü yöremizde deniz bayramı olarak kutlanır. O güne alaturbi denir. Alaturbi günü köylerde ve mahallelerde oturanların çoğu deniz kıyılarına akın ederler. Özellikle Çepni kökenli olanlar alaturbi günlerine daha büyük ilgi gösterirler. Ağrılı, sancılı, saralı olanlar alaturbi günlerinde denize girerek iyileşeceklerine inanırlar. Yüzme bilenler denize girerek, bilmeyenler denizden taşıdıkları sularla boydan boya yıkanırlar. Bu arada kayıklara binerek en az üç, en çok yedi dereağzı dolaşmak pek çok derde derman olur.
CAZI GECESİ:
Kırım'daki pirlerinin buyruğuna girerek tarlalardaki ürünlerin bereketini çalan, beşikteki bebeklerin canını alan kötü ruhlu kadınların varlığına inanılır. Bu kadınlara Kırım kocakarısı ya da cazı adı verilir. Geceleri el ayak çekildikten sonra örümcek biçimine girerek ocak zincirine tutuna tutuna evin içine inen bu kocakarılar, beşikteki bebeklerin ya sağlığını çalar ya da canını alırlar. Cazıların çocukları boğmasını önlemek için beşiğin dört yanına kum serilir. Çocuğu boğmaya gelen cazı, önce kumları saymaya koyulur. Kumları saymaya kalkan cazı, çocuğun canını almaya fırsat bulamadan gün doğar.
Ayakbağı: Kimi çocuklar yürümekte geç kalır. Böyle çocuklar cuma günleri caminin önüne getirilir .N amazdan ilk çıkanlar arasında anasının ilki (anasının ilk çocuğu) olan bir kişi, çocuğun ayaklanna önceden bağlanan yumuşak bağı keser. Buna ayakbağı kesmek denir. Bundan sonra çocuğun yürümesini engelleyen bağın kesildiğine inanılır. Ayakbağı kesmek, Hıdırnebi Kayası'nın tepesindeki ziyaret yerinde de uygulanır. Geç yürüyen çocuklar, Hıdırellez günü Hıdırnebi Kayası'nın ziyaret yerine çıkanlır. Orada Hazreti Ali'nin atına ait olduğu söylenen iki ayak izi vardır. Bu izlere su doldurularak önce çocuğun ayaklan yıkanır , arkasından da anasının ilki olan birisi ayakbağını keser. Ayakbağını Hıdımebi Kayası'nda kestinnenin daha etkili olduğu söylenir.





